Çotanak–28 Görele & Ünlüce Mahallesi Yeşilin Maviyle Buluştuğu Eşsiz Memleketim
ÜNLÜCE MAHALLESİ  
  ANA SAYFA
  KÖYÜMÜZÜN TARİHİ
  KÖYÜMÜZDEN HABERLER
  KÖY PİKNİĞİMİZ
  SİTEMİZDEN HABERLER
  İZ BIRAKANLAR
  KÖYÜMÜZÜN ASKERLERİ
  KÖYÜMÜZÜN CAMİLERİ
  DOĞUM VE VEFAT HABERLERİ
  KÖYDEN DÜĞÜN NİKAH HABERLERİ
  KÖYÜMÜZ & KÖYLÜLERİMİZ
  KÖYLÜLERİMİZİ TANIYALIM
  GURBETTEKİ KÖYLÜLERİMİZ
  YAŞANANLAR - HATIRALAR
  KÖYÜMÜZÜN YETİŞTİRDİKLERİ
  MEMLEKET ŞİİRLERİ
  GURBETTE BULUŞTURDUKLARIMIZ
  DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ
  SİTEMİZİN AMACI
  KÜNYE-ULAŞIM
  FORUM
  GALERİ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  ANKETLER
  G Ö R E L E
  13 ŞUBAT
  GÖRELE KEMENÇESİ
  GÖRELELİ KEMENÇE ÜSTADLARI
  GÖRELE TÜRKÜLERİ
  GÖRELEDE YAPMADAN DÖNME
  GÖRELENİN TARİHİ
  FINDIK
  GÖRELE DONDURMASI
  GÖRELE KOZ HELVASI
  GÖRELE YEMEKLERİ
  GÖRELENİN ADI NEREDEN GELİYOR
  GÖRELE HABERLERİ
  GÖRELE PİDESİ
  GÖRELELİ ÜNLÜLER
  GÖRELESPOR
  GÖRELE YÖRESEL DİL
  İLETİŞİM FORMU
  FLASH ŞİİRLER - ŞİİR DİNLETİSİ
  OYUNLAR
  KLİPLER
  İL İL TÜRKİYE
  DOST VE AKRABA SİTELER
  OSMANLI PADİŞAHLARI
  BİLMECE
  İLAHİLER
  BANNER REKLAMLARI
  ÖDEV ARŞİVİ
  ŞİFALI BİTKİLER
  ONLINE KURANI KERİM
  BİLGİ YARIŞMASI
  SAYAÇ

Yazarlarımız 3.3
İKİ KARDEŞ

Yazar : Beytullah GÜLŞEN
Tarih : 23.02.2010

Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yaşayan iki erkek kardeş vardı.
 
Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık, giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığa neden oldu. İki kardeş, birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar, yıllardır ortaklaşa kullandıkları tarım makinelerine değin sahip oldukları tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar.
Küçük bir yanlış anlama sonucu başlayan anlaşmazlığı izleyen ayrılık, giderek büyüyen bir uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklı kullanılan hoş olmayan sözlere bıraktı.
Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler arasında önce şiddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yaşanmaya başladı. Bir sabah, bu iki kardeşten büyüğünün kapısına bir usta geldi.
Elinde büyük bir marangoz çantası vardı.
Ev sahibinden geçici bir iş istedi:
-Yapılacak ufak tefek bir işiniz varsa, size yardımcı olmak isterim, dedi.
-Elimden hemen her iş gelir.
-Birkaç gün çalışırım, işi bitiririm.
-Büyük kardeşin aklına o an bir iş geldi.
-Evet, sana göre bir işim var, dedi ve küçük kardeşinin çiftliğini işaret etti.
-Şu derenin karşısındaki çiftlik, komşumundur.
-Daha doğrusu, benim küçük kardeşime aittir o çiftlik .
Geçen haftaya dek benim çiftliğimle onun çiftliği arasında bir otlak vardı.
Sonra o, buldozeriyle oraya ırmak bendi yaptı ve şimdi aramızda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayıran bir dere var.
-İş isteyen adam, büyük kardeşin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
-Benden ne yapmamı istiyorsunuz? dedi.
-Büyük kardeş önce kuşkusunu, sonra da kararını açıkladı:
-Kardeşim bunu, bana acı vermek için yapmış olabilir,dedi.
-Fakat şimdi ben, onun yaptığından daha büyük bir şey yapacağım. Bunları söyledikten sonra   adamı aldı, ahırların olduğu yere götürdü ve duvarın dibinde yığılı duran kütükleri gösterdi:
-Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasında üç metre yükseklikte bir çit yapmanı istiyorum , dedi.  
 -Kaç gün çalışırsan çalış, nasıl yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki, gözlerim   kardeşimin çiftliğini artık görmek zorunda kalmasın.
-İş arayan usta, başını salladı:
-Sanırım durumu anladım, efendim, dedi.
-Şimdi bana çivilerin, kazma küreğin yerini gösterin ki hemen işime başlayayım.
Büyük kardeş ustaya kazma, küreğin ve çivilerin olduğu yeri gösterdikten sonra, alışveriş yapmak için kasabaya gitti.
Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek, çivileyerek sıkı bir biçimde çalışmaya koyuldu. Akşam güneş batarken o işini bitirmiş, çiftlik sahibi  büyük kardeş ise alışverişini tamamlamış, kasabadan dönüyordu.    Çiftliğe gelir gelmez ustanın yaptıklarına baktı ve şaşkınlıktan gözleri, yuvalarından fırlayacakmış gibi açıldı.
Karşısında, yapılmasını istediği çit yoktu ama, derenin bir yakasından öteki yakasına uzanan görkemli bir köprü vardı.
Biri kendi çiftliğinin toprağına, öteki küçük kardeşinin çiftliğinin toprağına oturtulmuş sağlam iki ayak üzerinde, yanlarındaki korkuluklarına varıncaya dek tüm ayrıntılarıyla yapılmış ve tam anlamıyla "usta isi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzanıyordu.
Büyük kardeş, hala geçmeyen şaşkınlığıyla bu köprüyü seyrederken, karşıdan birinin geldiğini gördü.
Dikkatle baktığında gelen kişinin, komşusu, yani küçük kardeşi olduğunu anladı.
Kardeşi, kollarını iki yana açmış olarak köprünün karşı ucundan kendisine doğru yürüyordu.
-Benim sana karşı yaptığım bunca haksızlığa ve söylediğim bunca kötü sözlere karşın sen, bu köprüyü yaptırarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan olduğunu gösterdin, dedi ağabeyine.
-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarını açarak bana gel... 
Köprünün iki ucundan ortaya doğru yürüyen kardeşler, köprünün ortasında bir araya geldiler ve özlemle kucaklaştılar.
Büyük kardeş bir ara arkasına baktığında, çantasını toplayıp, oradan ayrılmakta olan ustayı gördü.
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi, ona.
-Sana yaptıracağım birkaç iş daha var, çiftliğimde...
-Usta gülümsedi;
-Ben buradaki işimi tamamladım, gitmem gerek, dedi ve ekledi:   
-Yapmam gereken daha çok köprü var.

Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasın,
Köprüleri kurduktan sonra da, yıkılmaması için sık sık bakımını yapın, yani sevdiklerinize zaman ayırın, o köprü yoluyla sık ,sık gönüllerini ziyaret edin. Hepimizin aradığı dostluk etrafına huzur saçan , gözlerinin içi gülen insanlar olsun istiyoruz yanı başımızda. Hani şu eskilerin tabiriyle öyle dostlar, arkadaşlar arıyoruz ki ömrümüze ömür katsın sıkılınca bunalınca araya bildiğimiz, sıkıntı paylaşmak isteğinde sıkıntını yok edecek, bizi belki güldüremeyecek ama ağladığımızda ağlaya bilecek bir gün uzaklara koşmak istediğimizde bizimle koşa bilecek dostlar ve dostluklar istiyoruz.
 
Eflatun’a
Sormuşlar.
İnsan oğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir.?
Eflatun sıralamış
Çocukluktan sıkılırlar
Ve büyümek için acele ederler.
Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler
Sağlıklarını geri almak için para öderler
Yarından endişe ederken bugünü unuturlar,
Dolayısıyla ne bugünü nede yarını yaşarlar.
Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
 
Sıra gelmiş ikinci soruya.
'Peki sen ne öneriyorsun?'
Bilge yine sıralamış.,
'Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın'
Yapılması gereken tek şey kendinizi sevilmeye bırakmaktır,
Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil.
En az şeye ihtiyaç duymaktır.
Saygılarımla….
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
Toplam 164952 ziyaretçi burdaydı!
HOŞ GELDİNİZ  
 

unlucedevge.tr.gg

BİRİNCİ TANIŞMA DAYANIŞMA KAYNAŞMA PİKNİĞİMİZE EMEĞİ GEÇEN VE İŞTİRAK EDEN TÜM KÖYLÜLERİMİZE ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ

KÖY PİKNİĞİNDE BİR ARAYA GELDİĞİMİZ GİBİ KÖYÜMÜZLE İLGİLİ DİGER KONULARDA DA BİRLİK VE BERABERLİK GÖSTEREBİLMEYİ BİR ARAYA GELMEYİ ARZU EDİYORUZ ********** KÖYÜMÜZ VE HER KONUDA FİKİRLERİNİZİ VE PAYLAŞIMLARINIZI BEKLİYORUZ
********** unlucedevge.tr.gg

Coşkun ÖNER
Özer Salih ÖNER
Beytullah
GÜLŞEN
Şenol YILMAZ
Mehmet
HACIHASANOĞLU
Fahri TOK
Yakup Gülşen Yakup Gülşen
Feride ÇIKIT
ENGİN
Sizde Sitemizde
Yazar
Olabilirsiniz
 
 
 
Reklam  
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=